Geri

İslam Medeniyeti’nin Hadis ve Sünnetteki Temelleri

Makale Künyesi


Yazar: Salih Kesgin
Yıl: 2015
Başlık: İslam Medeniyeti’nin Hadis ve Sünnetteki Temelleri
Dergi Adı: Muhafazakar Düşünce Dergisi
Cilt: 11
Sayı: 44
Sayfa Aralığı: 27-57
Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi

E-posta: salih.kesgin@samsun.edu.tr


İslam Medeniyeti, tarihinin ilk döneminden itibaren sürekli daha iyiye ve daha mükemmele taraf olarak bir gelişim süreci içerisinde olmuş, modern dönemde ise bilgi üretme ve üretilen bilgiyi kullanma açısından durağan bir süreç içerisine girmiştir. Bunun bir sonucu olarak günümüzde, nüfus açısından çoğunluklar hâlinde olmalarına rağmen siyasî, sosyal, ekonomik vb. alanlarda azınlık ve atâ’biyet psikolojisine sahip, kendi ilmî birikimlerinden habersiz Müslüman kitlelerin varlığından bahsetmek yanlış olmasa gerektir. Bu psikoloji sahip kitleler günün hâkim kültür ve medeniyetleri karşısında ya etken bir tavır benimseyerek ya da kendi medeniyetinin temel dinamiklerinden habersiz, bir başka gücün yönlendirmesiyle hareket etmeyi davranış biçimi olarak kabul edeceklerdir. İşte bu noktada, Müslüman bilincinin yeniden inşasını temin etmek ve İslam Medeniyeti’ni “durağan medeniyet” vasfından öte, bilgiyi üretmede önderlik yapan “canlı medeniyet” niteliğine sahip olabilmesini temin etmek için Hz. Peygamber’in, dolayısıyla da hadis ve sünnetin, rehberliğinin işlevsel hâle getirilmesine şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır.

Bugün İslam dünyasının ana kaybı, -insanlığı “hikmet”e ulaştıracak- dinî metnini İslam’ı hayata geçirme üslubu olarak ifade edebileceğimiz “hadis ve sünnet”i doğru anlamaktan ve yaşamaktan uzak oluşu, bir başka deyişle de ve tarihsel anlamda evsizliğe mahkûm edilişidir. Vahyin rehberliğinde, yeryüzü mirasçısı olacak salih kulun inşâsını sağlamayı hedefleyen nebevî mesaj; modern dönemde, ya tamamen redfiye ya da yaşanamaz derecede aşırı yüceltme tasavvurlarının dişlileri arasına hapsedilmekte, Müslüman birey ile hadis ve sünnet arasına bariyerler örülmektedir. Şu bir gerçektir ki; İslam Medeniyeti krize girerse hadis ve sünnet anlayışı da krize girmekte, aşırı yüceltme ya da reddetme yaklaşımları arasında sünnet ve hadis algısı krize girdiğinde de İslam Medeniyeti de kriz dönemini tecrübe etmektedir. Nitekim yaklaşık son üç asırdır İslam dünyasının içinde bulunduğu durum da bunun en bariz örneği niteliğindedir. Bütün bu tespitler istikametinden şunu ifade edebiliriz ki, İslam Medeniyetinde varlık, bilgi ve değer tasavvurunun kaynağı olarak hadis ve sünnet, tarihsel süreç içerisinde medeniyet inşasında nasıl birincil bir rol üstlenmişlerse, günümüzde de medeniyetin ihyâsında aynı fonksiyonel konuma ulaştığında Müslümanlar yeniden kendilerini ve içinde yaşadıkları toplumu dönüştürebilecek imkâna kavuşabilecek ve etken bir güç olarak tarih sahnesinde yer alabilecektir.

Makalenin tamamını okumak için buraya tıklayınız

https://dergipark.org.tr/tr/pub/artukluakademi/article/718360