Geri

İBRAHİM KALIN’IN MODERN BATI MEDENİYETİ TASAVVURU

 

 


Makale Künyesi 

İbrahim Kalın’ın Modern Batı Medeniyeti Tasavvuru
Yazarlar:

Hakkı Büyükbaş — Erciyes Üniversitesi — ORCID: 0000-0003-4648-3557 

Gizem Avcı — Erciyes Üniversitesi — ORCID: 0000-0002-0165-0043 

Yayımlanma Tarihi: 30 Aralık 2022
Gönderilme Tarihi: 10 Haziran 2022
Yayımlandığı Sayı: Yıl 2022 — Cilt: 36 — Sayı: 4


 

Medeniyet kavramı ilk olarak “Medine” şehrinden türeyen daha sonra ise Latince “Civilis” yani “şehirle ilgili” anlamına gelen ve toplumların sanat, din ve bilim gibi alanlar için yüksek konuma erişen toplumları tanımlamak için kullanılmaktadır (Üregen, 1998, s. 42). Medeniyet, ilkel toplumsal evrelerden sonra ortaya çıkarak kültür ya da sanat ile birlikte tanımlanabilen ileri bir toplumsal yapıyı adlandırmak İbrahim Kalın’ın Modern Batı Medeniyeti Tasavvuru için kullanılmıştır (Üregen, 1998, s43).

Bu noktada medeniyet düşüncesinin ortaya çıkmasında tarım hayvanlarının ehlileştirilmesi, bilim ve teknikte yapılan gelişmeler ve kentleşme gibi kavramlar önem taşımaktadır (Kalın, 2020, s. 24). Bireyin ve toplumun birbirleriyle olan ilişkilerini kapsayan medeniyet ve medeni olma hali varlığa ve insanlara karşı ahlaklı, barışçıl, adil ve hoşgörülü bir yaklaşım tarzını içinde barındırmasından dolayı medeniyetin oluşmasında önemli bir rol üstlenmektedir (Kalın, 2020, s. 26).

Bu yüzden Kalın’a göre toplumların medeni ya da barbar olarak adlandırılmaları sahip olduğu maddi imkân ve olanakların aksine varlığı ve hayatı anlamlandırmaya dair ortaya koyduğu düşünce biçimi, tutum ve davranışları mihverinde tanımlanmaktadır (Kalın, 2020, s. 27). Batı dillerinde medeniyet kavramının karşılığı olan “Civilization” kelimesi ilk olarak 1757 yılında Mirabeau Markisi Victor de Riqueti tarafından kullanılarak Avrupa’ya yayılmakla birlikte Yunanca şehir olarak adlandırılan “Civilis” ya da “Civitas” gibi nezaket, incelik ve kibarlık anlamlarını taşıyarak günümüze ulaşmıştır (Kalın, 2020, s. 28).

Barbarlık düşüncesinin tam karşısında yer alan medenilik kavramı insani, hukuki ve ahlaki davranışları kapsarken; medeniyet kavramı tüm bu davranışların sonucunda ortaya çıkan siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan ortak olarak kabul gören fikri bir düşünce sistemi olarak betimlenmektedir (Kalın, 2020, s. 29). Medeniyet tasavvurunun temelinde yer alan medeni olma hali bireyin ve toplumun birbiriyle olan ilişkilerinde ahlaki ve insani davranışların diğer toplumlara karşı da uyumlu olunması ile tanımlanmaktadır (Kalın, 2020, s. 30).

Bundan dolayı toplumların medeni olarak adlandırılabilmesi için diğer toplumlara yönelik davranış biçimi önem taşımaktadır. Günümüzde medeniyet olgusu toplumların sanayi, teknoloji ve bilimsel gelişmeleri ile birlikte değerlendirilmektedir. Oysa toplumların maddi zenginliği sadece o toplumda yaşayan bireylerin yaşam standartlarının artmasında bir etken niteliği taşımaktadır.

Bununla birlikte medeniyeti oluşturan medenilik hali daha temel ve kalıcı bir noktada bulunan ve toplumların varlık ile evrene dair düşünce yapılarının şekillenmesini sağlayan düzen olarak değerlendirilmektedir (Kalın, 2020, s. 31). Modernitenin bireylere sunduğu özgürlük ve rasyonel bir toplum dizaynı oluşturması medenileşme sürecinde de aklın referans alındığı ve akıl dışındaki kavramların kontrol altına alınması ile şiddetin iktidara ilişkin bir araç olmaktan çıkarılması neticesinde modernleşmek ile medenileşmek kavramları eş anlamlı olarak adlandırılmaya başlanmıştır (Kalın, 2020, s. 32).

Tüm bunlarla birlikte medeniyetler tarihi tecrübe ve deneyim açısından değerlendirildiğinde dinamik ve organik yapıları içinde barındıran canlı organizmalar olarak karşımıza çıkmaktadır (Kalın, 2020, s. 34). Bu noktada tarih, kültür ve dil gibi birçok kavram medeniyetin varlığını etkilemektedir. Toplumların medeniyete dair bakış açısı da diğer toplumlarla olan etkileşim ve iletişime bağlıdır.

Özellikle ticari açıdan iş birliği içerisinde olan toplumlar ekonomik kazançlarının yanı sıra diğer toplumun tarihî yapısına, gelenek-göreneklerine ilişkin bilgiye de sahip olmaktadır. Medeniyet, birçok faktörü içinde barındıran bir yapıdır. Toplumların medeniyet anlayışını idrak edebilmek için o toplumun dünya görüşüne, ahlâk yapısına, şehir hayatına, kültür ve estetik düşüncelerine yönelik yaklaşımları ile birlikte birçok unsurun analiz edilmesi ile ulaşılmaktadır (Kalın, 2020, s. 35).

Öte yandan medeniyet kavramı toplumların maddi refahı ve imkânlarını da kapsayan çok yönlü bir yapıdır (Kalın, 2020, s. 37). 18. ve 19. Yüzyıl Avrupa’sında toplumların medeni olarak tanımlanması ERCİYES AKADEMİ | 2165 | Gizem AVCI & Hakkı BÜYÜKBAŞ için maddi, teknik ve bilimsel gelişmelerin ilerlemesine bakılmakta ve gelişime hızlı bir şekilde uyum sağlayamayan toplumlar ise geri kalmış, barbar ya da yabanî gibi olumsuz şekillerde adlandırılmaya başlanmıştır (Kalın, 2020, s. 38).

Bu noktada aydınlanma düşünürleri medeni olma halini ve medeniyet kavramlarını Avrupa ile özdeşleştirerek Avrupa medeniyetini merkeze alan kültür ve medeniyet düşüncesi tasvirleri yaparak Avrupa’yı medeni, gelişmiş ve ilerlemeci olarak adlandırırken diğer toplumları barbar ve gerici olarak tanımlamıştır (Kalın, 2020, s. 40). Bu durum zihinlerde yeni bir algı oluşturarak medeniyet ve medeniliği Avrupa toplumları ile bütünleştiren bir imaj yaratmıştır.

Bundan dolayı diğer toplumların da medenileşebilmesi için kendilerinden üstün ve gelişmiş olan Avrupa’nın himayesi altına girmesi sağlanarak yeni bir emperyalist sömürge düzeni oluşturulmuştur (Kalın, 2020, s. 41). Medeniyet kavramı bir yandan toplumların manevi değerlerini bünyesinde barındırırken diğer yandan özenilen, arzu edilen, olması istenen ve hukuka dayalı sistem oluşturabilen toplumlar medeni ve medeniyet sahibi olarak tanımlanırken bu özellikleri eksik olan toplumlara göre ileri ve üstün bir konumda değerlendirilmektedir (Kalın, 2020, s. 43).

Tüm bu unsurlar toplumların medeniyet çerçevesinde gelişmiş ya da geri kalmış olarak tasvir edilmesinde önem taşımaktadır. Oysa imkân ve olanaklarına göre medeni vasfını taşıyan toplumlar medeniyete dair noksanlıklar yaşamaktadır. 19. yüzyılda medeni olarak adlandırılan İngiliz toplumu, hukuk sisteminde noksanlıklar olan ve yarı medeni olarak değerlendirilen Hindistan toplumundan üstün olduğu görüşü medeniyetin hukuk ve düzen ölçütlerine göre değerlendirilmesinin bir sonucudur (Kalın, 2020, s. 44).

Hâlbuki medeniyeti oluşturan birçok unsur bulunmaktadır. Toplumların medeni ya da geri kalmış olarak değerlendirilmesinde her toplumun farklı yapı taşları, tarihî geçmişi, kültür yapısı ve dinî inançları gibi pek çok faktör göz önüne alınarak yapılmalıdır.

Bundan sonraki bölümde Kalın’a göre modern Batı medeniyeti tasavvuruna yer verilecektir.

Makalenin tamamını okumak için buraya tıklayınız

APA: Büyükbaş, H., & Avcı, G. (2022). İBRAHİM KALIN’IN MODERN BATI MEDENİYETİ TASAVVURU. Erciyes Akademi, 36(4), 2160-2175. https://doi.org/10.48070/erciyesakademi.1128913