Ahlak İlkeleri Açısından Peygamberlerin Sıfatları
Makale Künyesi
Yazar: Çetin, Maksut
Yıl: 2022
Başlık: Ahlak İlkeleri Açısından Peygamberlerin Sıfatları
Dergi Adı: Mizanü’l-Hak: İslami İlimler Dergisi
Sayı: 15
Yayımlanma Tarihi: Aralık 2022
Kurum: İzmir Katip Çelebi Üniversitesi
E-posta: maksutcetin25@gmail.com
Ahlak, insanın sahip olduğu iyi ve kötü niteliklerin tamamı veya bu davranışları ele alan bilimin adı anlamına gelir. Ahlakın amacı, insanı, kötü duygu ve eylemlerden arındırarak, iyi duygu ve davranışlarla donatmaktır. Onun için genel olarak ahlak, insan tabiatının temel duyguları olan akıl, gazap ve şehvetin itidal üzere olması ya da şehvet ve gazap kuvvelerinin aklın emrinde olma durumu olarak kabul edilir. Ayrıca bir fiilin ahlakî olarak adlandırılması için onun, kişi iradesiyle ve bir toplum içinde gerçekleşmiş olması gerekir. Zira ahlakın, hem bireysel yönü hem de sosyal boyutu söz konusudur. Bir toplumda ahlakî ilkelerin içselleştirilmesi ve ruhî duyguların istikamet üzere kalması, ancak süreç içerisinde ve örnek eğitimciler aracılığıyla mümkündür. İnsanları bireysel ve toplumsal açıdan eğitmek üzere gönderilen peygamberler, Yüce Allah tarafından birtakım bilgilerle donatılan şahsiyetlerdir. Onlar, insanları bireysel alanda iffet, şecaat ve hikmet noktasında, toplumsal alanda ise adalet ve istikamet çizgisinde tutmak üzere gönderilmişlerdir. Onların, bilgi ve inanç, ahlak ve ibadet alanında insana önderlik etme görevleri söz konusudur. Mesela, insanın metafizik dünyaya ait bilgi boşluklarını ve merak duygusunu gidermenin yegâne yolu vahiy bilgisidir. Bu bilgi sayesinde kişi, metafizik âlem ile fizikî âlem arasındaki irtibatı kurabilmiştir. Dolayısıyla duyu organlarıyla algılanmayan dünya ile ilgili bilgiler, ancak peygamberler aracılığıyla elde edilmiştir.
İnsanoğlu, kendi aklı vasıtasıyla Allah’ın var olduğu bilgisine ulaşabilse, birtakım temel ahlaki değeri anlayabilse de o, dinî hükümler, ibadet şekilleri ve toplumsal yasalara dair bilgi ve pratikleri elde etmek için peygamberlere ihtiyaç duymuştur. Onlar, gerçek anlamda Allah’ı tanıtmak, emir ve yasaklarını bildirmek, bireysel ve toplumsal kuralları öğretmek üzere görevlendirilmiş kişilerdir. Onun için peygamberler iman ve ibadet, bireysel ve toplumsal alanda örnek alınacak birer şahsiyet olarak takdim edilmişlerdir. Çünkü insan, temel inanç ve ibadet konularındaki ihtiyacını, sosyo-politik sahada gerekli gördüğü ilkeleri, ancak peygamberler vasıtasıyla öğrenebilmiştir. Çoğu zaman insanın vicdanı cehalet, batıl inanç ve dış etkenlerin etkisinde kaldığından dolayı tarih boyunca Yüce Allah, insanlara doğru yolu göstermek, uymaları gereken kuralları öğretmek ve süreç içerisinde oluşabilecek muhtemel tehlikelere karşı uyarmak için rahmetinin eseri olarak peygamberleri göndermiştir. Vahiy almaları ve onlara mucize verilmiş olması, peygamberleri diğer insanlardan farklı kılan en önemli iki özelliktir. Ayrıca onlar, önder kişiler oldukları için insanoğlunun sahip olduğu temel ahlakî erdemlerin en güzel örnekleri olmuşlardır. Örnek alınmaları, onların güvenilir, ismet sahibi ve hikmetle bezenmiş olmasına bağlıdır. Bunun için ulema, ahlak felsefesi tarafında kabul edilen ideal ahlak ilkelerini temel alarak peygamberlerin sıfatlarını değerlendirmişlerdir. Mesela, âlimlere göre diğer insanlar için kabul edilen iffet, peygamberlerdeki ismete; şecaat ve cesaret, emanet ve sıdka; hikmet, fetanete; adalet ise tebliğe tekabül etmektedir. Peygamberlerin ismet sıfatı, şehevî duygunun vasatı olan iffet ilkesinin zirvesinde bir niteliktir. Peygamberler, Allah’ın emirlerine muhalefet etmek, günah işlemek veya isyana düşmekten korunmuş kişilerdir. Çünkü onlar, küfür ve şirke düşen veya günah işleyen kişiler olsalardı, insanlara güven vermezlerdi ve dolayısıyla kendi tebliğlerine kulak verilmez ve örnek alınmazlardı. Onun için peygamberler Allah’ın koruması altında şehvet duygusunun ifrat ve tefrit çizgisinden ziyade, o kuvvenin vasatı olan iffet noktasında bir yaşam sürdürmüşler ve ismet sıfatına sahip olmuşlardır. Peygamberlerin fetanet sıfatı, aklî melekenin vasatı olan hikmet kavramının karşılığı olarak kullanılmış bir niteliktir. Hikmet, olaylar arasında sebep sonuç ilişkisini kuran ve doğruyu yanlıştan ayıran aklın istikamet üzere kullanılmasıdır. Aklın hikmet çizgisinde işlemesi, güzel ve isabetli düşünmek, eşyanın inceliklerini anlamak ve doğru karar almak anlamlarına gelir ki, bu, ulema tarafından peygamberin fetanet sıfatı, buna tekabül eder şekilde anlamlandırılmıştır. Buna göre fetanet, peygamberlerin zeki, bilinçli, anlayışlı ve uyanık olmaları anlamına gelir. Zira peygamberlik görevini ifa etmeleri ve insanları yönlendirip ikan edebilmeleri için onların, olgun bir akıl, keskin bir zekâ ve büyük bir sezgi ve ikna gücüne sahip olmaları gerekir. Peygamberlerin sıdk ve emanet sıfatları, gazap duygusunun vasatı olan şecaat ve cesaret karşılığında kullanılmış niteliklerdir. Şecaat ve cesaret, öfkenin itidalli bir şekilde ve yaratılış amacına uygun olarak kullanılması anlamına gelir. Peygamberlerin emanet ve sıdk sıfatları, onların, doğru sözlü, güven veren ve dürüst davranış sahibi oldukları anlamına gelir. Bu hasletler, her bir insan için söz konusu olsa da peygamberler için vaciptir. Zira bir menfaat beklentisi veya bir korku dolayısıyla peygamberler, yalan söylemezler ve emanete hıyanet etmezler. Aslında ilkesel olarak peygamberlerin emin olmaları vacip, hain olmaları ise imkânsızdır. Zira insanlara örnek olmakla görevlendirilen ve bu amaca uygun bir şekilde günahtan korunmuş peygamberlerin güvenilir olması, nübüvvet misyonunun doğal bir sonucu olarak kabul edilmiştir.
Peygamberlerin tebliğ sıfatı, insanların ruhunda yerleşik bulunan şehvet, gazap ve akıl kuvvesinin vasatı olan iffet, şecaat ve hikmet veya onların kendi aralarındaki uyumu manasına gelen adaletin karşılığı olarak kullanılmış bir niteliktir. Adalet, genel manada her hak sahibine hakkının verilmesini öngören ahlakî bir prensip olarak tanımlanmıştır. Tarihsel olarak peygamberlik kurumunun temel hedeflerinden biri, bireyleri eğiterek toplumda adaleti tesis etmektir. Adaletin egemen kılınması için çalışan peygamberler, her daim toplumda örnek olma görevini görmüşlerdir. Adaletin temsilcisi peygamberlerin tebliğ sıfatı, onların temel bir yükümlülüğü olarak vahyolunanları gizlemeden insanlara aktarmasıdır. Yani aslında onlar, kendilerine verilen bilgileri öğreterek bir davranış haline getirmekle memurdurlar. Bu görev, bireyde ahlak, toplumda ise adalet ve istikamet şeklinde tecelli etmiştir.
Makalenin tamamını okumak için buraya tıklayınız
https://dergipark.org.tr/tr/pub/artukluakademi/article/718360